Medyasız demokrasi

 

“Medyasız demokrasi kadar demokratik olmayan medya da mümkün değildir. O halde, günümüzün kültürüne hâkim olan iktidar yanlılığı, tek tiplilik, bayağılık ve sığlığın kökleri, bu iki kavramın kopuş noktalarında aranmak durumundadır.”

Pazar Liberalizmi ve Medya

Medya ile ilgili gelişmelerin insanlar ve devletler üzerindeki etkisi her geçen gün artıyor. Özellikle Avrupa ülkelerinde bu konuyla ilgili değişimler büyük boyutlara erişiyor. Tüm değişmelere rağmen iletişimde özgürlük ve benzeri konular gerektiği ilgiyi görmüyor.

İtalya ve İngiltere gibi ülkelerde deregülasyon her zaman için gündeme oturdu. Türkiye’de bu zaman içinde olan gelişmeler Avrupa ülkelerinin tersine çok hızlı gelişti. Yani birtakım kavramlar yerine oturmadan direkt uygulama sistemine geçildi. Kısa bir zamanda oluşan, rekabet reyting olayını gündeme getirdi. Ve medyanın her dalında (radyo, televizyon, gazete gibi) bu reyting savaşına sahne oldu. İster istemez reytingden etkilenen toplum zamanla kendi kültürünü unutma sürecine girdi.

Kamu hizmetleri medyası ve toplumsal sorumluluk

Kamu hizmeti medyası yaratmış olduğu kurallara göre ağır bir sorumluluk yüklenmiş bir tarzdır. Medyanın her dalında toplum toplum için çeşitli seçenekler bulundurulur. Komedi ve drama programları gibi. Burada amaç sadece eğlendirmek değil, aynı zamanda düşündürmektir. Yani medya içinde bulundurulduğu her türüyle toplumunu eğitmeyi hedef alır. Bu olayın sonucunda da insanların kültür ve yaşam standartları da yükselmektedir. Bu durumun tersine medyada Pazar görüşünü benimseyenler popülist bir tutum içerisindedirler. Onlara göre reyting ve kalite eşdeğerdir; bir program ne kadar çok talep görürse görsün kalite unsuru taşımasa bile gördüğü taleple ayakta kalacaktır. Türkiye’de televizyonun yayın hayatının başlangıcı 1980’li yılların sonunda büyük değişmelere uğradı. Tüm bu olumsuz şartlara rağmen toplumun büyük bir bölümü çağdaş ve demokratik yayın yaptığı zamanlarda medyanın yanında oldu.

Demokrasi ile Medya arasındaki ilişki

Kavram ve iyelik olarak medya ile demokrasi bir bütün oluşturur. Yani medyanın olmadığı yerde medyanın olması düşünülemez. Ancak siyaset teorisinin medyatikleştirirken medyanın da politikleştirilmesi ile bu sorun ortadan kalkacaktır. Türkiye’de yakın zamana kadar birbirinden oldukça uzaktı.

Türkiye’nin modernleşme sürecine girmesiyle medyanın gelişim göstermesi, zamanla istenilen demokratik ortamı oluşturdu. Her ne kadar medya ve demokrasi iç içe olursa her zaman tartışmaya açık olmalıdır. Ancak tartışma ortamının yeni yeni ve değişik düşünce ve fikir ayrılıklarının olmadığı bir toplumun gelişmesinden ve demokrasiden söz etmek çok yanlış olur. Demokrasinin var olduğu ülkelerde demokrasi ile medya arasındaki ilişki nasıl olmalıdır? Sorusu her zaman tartışılmıştır ve tartışılmaya devam edilecektir.

XXI. yüzyıla girerken çok hızlı bir gelişim sürecine giren medyanın kültürlerini ve gelişmelerini anlatan John Keane’nin “Medya ve Demokrasi” adlı kitabında kullandığı dil ve geçmiş yıllara dayalı olarak verilen bilgilerin günümüzde medya ile bağlantısı kitabın sürükleyiciliğini artırıyor.

Bunun yanında yazarın birtakım olayları okuyucunun da sanki o konuyla ilgili bir fikri varmış gibi anlatması okurken bazı olayların anlaşılmasını güçleştiriyor.

Bu kitabı tartışmayı ve doğru yolu ancak tartışarak doğruyu bulan insanlara öneririm. Çünkü kitap topluma belli bir fikri ya da düşünceyi empoze etmek yerine, tartışmaya ve eleştirmeye açık olmaları gerektiği fikrini aşılıyor.

Kitap aynı zamanda yirmi yılı aşkın bir süredir ülkemizde de baş döndürücü bir hızla gelişen medyanın toplumların kültürel ve siyasal hayatında yol açtığı değişimler üzerine yayımlanmış en kapsamlı çalışma.

Siyaset kuramcısı John Keane, medya sorununu siyasal analizin konusu haline getirerek bir yandan siyaset teorisini medyatikleştirirken öte yandan da medyayı politikleştiriyor.

Bu çalışma medya ve demokrasinin içi içe tarihsel gelişimini ele alarak günümüzde yakıcı önem kazanmış bir dizi soruya yanıt arıyor: Medya holdinglerinin küresel bir iktidar odağı haline geldiği günümüzde basın özgürlüğünün anlamı ne olmalı? Yeni bir yüzyıla girerken yurttaşların özgürce ve eşit olarak katılacakları bir iletişim düzeni gerçekleşebilir bir ideal mi?

Keane için medyasız demokrasi kadar demokratik olmayan medya da mümkün değildir. O halde, günümüzün kültürüne hâkim olan iktidar yanlılığı, tek tiplilik, bayağılık ve sığlığın kökleri, bu iki kavramın kopuş noktalarında aranmak durumundadır.

Magazine Editing (MED 304) dersi için hazırlamış olduğum bir causework. Her hakkı saklıdır®

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.