Sanatın olası görevi nedir?

Sanatın olası görevi nedir? Sanat yaşamın içinden geldiği gibi aynı zamanda toplumda yaşayan bireylerin yaşamlarını etkiler ve toplum sanatım olası içeriğini ve işlevini belirler.

Burada sanatçı önemli bir noktadır. Çünkü bu eserler onun bir parçasıdır. Şunu da bilmek gerekir ki sanat, yaşamı yansıtan bir ayna değildir.
Sanat, duyular dünyasından işlevde, biçimde ve içerikte kökten ayrıdır; ama gene de bu dünyanın bir parçasıdır. Sonuçta sanatçı da bu dünyanın içinde yaşadığına göre sanat eserinin bu dünya ile ilişkisiz, tamamıyla kopuk olduğu düşünülemez. Sanat sadece gerçeğin bir betimlemesi değildir; kendi gerçeğinin bir koşutudur.

Sanatın kendi içerisinde bir hayatı vardır. Temel yüzeyinde sanat, Alain Robbe-Grillet’nin şu sözüyle uyuşur: “Sanatın görevi önceden bilinen bir doğruyu ya da bir soruyu betimlemek değil, ama henüz kendilerince bilinmeyen belli soruları (ve belki zamanla belli yanıtları da) dünyaya getirmektir.” Sanatla toplum arasındaki ilişki konusunda “Art and Society-Sanat ve Toplum” kitabında İngiliz eleştirmen Hobert Read şöyle yazıyor: “Sanat (…) tüm etkinliklerimiz gibi varoluşun maddesel koşullarından etkilenen özerk bir etkinliktir; bir bilgi biçimi olarak kendi gerçeği ve kendi sorunu vardır. Siyasetle, dinle ve bizim insan alın yazımıza tepki gösteren tüm öteki biçimlerle gerekli ilişkileri vardır. Ama bir tepki biçimi olarak ayrıdır ve uygarlık ya da kültür dediğimiz şeyin bütünleşme sürecine katkısı vardır.

Sanat Toplumun Bir Parçasıdır

Sanatı toplumla tüm bir özdeşlikten çıkaracak herhangi bir neden yoktur. Gerçekte sanat toplumun bir parçasıdır. Çünkü çevresiz hiçbir şeyin olmayacağını bilmemiz gerekir. Sanat sadece insan ilişkilerinin dayandığı iletişimleri olanaklı kılmaya yardım etmekle kalmaz; üstelik bu ilişkilerin niteliğinin bir parçasıdır da aynı zamanda halk türküleri arasında en güçlü olanlar insanın yaşam boyu geçtiği dönemleri dile getirenlerdi. Shakespeare’in “İnsanın Yedi Çağı” gibi, geleneksel baskılardaki yaşam aşamaları gibi, bunlar da geniş ölçüde sanat ve toplumun semantik bütünü olan iyi uyarlanmış belli kalıplar görünümündedirler.

Herbert Read “Art and Society-Sanat ve Toplum” da bireyin önceliği ve sanatın usa karşı duyguyu tutmaktaki rolü üstünde duruyor onun yorumları, eğitimde yol açıcı nitelik taşıyan yapıtıyla bağımlıdır. Sanatın bir sonuç olduğunu, toplumun onu ardından koşması gerektiğini açıkça bildiriyor.

Sanat uğraşının uygarlığın en yüksek noktası olduğu kanısını dile getirdikten sonra sanatçının topluma, toplumun umutsuzca gereksindiği bireysel görüşleri verildiğini söylüyor. Üstünde durduğu düşünüden çok sanatçıdır. Şöyle diyor; “Sanatın yapılması ve beğenilmesi bireyseldir; sanat yalnız bir eylem olarak başlar; ancak toplum böyle yaşantı birimlerini önemseyip sindirdiğinde toplumsal dokuya işlenmiş olur.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.