Velázquez’in Aynadaki Venüs’ü hakkında gerçeği nasıl öğreniriz?

Velázquez’in Aynadaki Venüs’ü hakkında gerçeği nasıl öğreniriz?

Velázquez’in Aynadaki Venüs’ü hakkında gerçeği nasıl öğreniriz? İnsanın gözüne, duygularına, ruhuna hitap eden Aynadaki Venüs tek kelimeyle kusursuz bir resim, gerçek bir başyapıt. Küçük bir odada sergilenmek için yapılmış çok özel bir eser resim.

Aynadaki Venüs, Londra’nın Ulusal Galerisi’nde ilk ortaya çıktığında vahşi bir saldırıya uğradı. Bu ünlü resim hakkında çok şey az şey biliniyor.  Onun tam olarak ne zaman ve nerede yapıldığı, modelin kim olduğu bilinmiyor.  Bu resim yaklaşık 350 yıl önce bir İspanyol ressam tarafından yapıldı. O yıllarda nü çalışan sanatçılar engizisyon tarafından cezalandırıldı. İspanyol engizisyonu güçlü bir kurumdu ve 17. yüzyıl’da Madrid gibi bir şehirde nü çalışmak çok tehlikeliydi. Tutucu İspanyol toplumunun bu fikre düşmanca bir yaklaşımı vardı ve Aynadaki Venüs böyle bir çağda yapılmıştı. O çağın İspanyası’nda böyle bir nü çalışacak cesaret kimde vardı? Bu yürekli sanatçı İspanyol Kraliyet Ailesi’nin ünlü ressamı Diego Velázquez’den başkası değildi.

Diego Velázquez (1599-1660) 17. yüzyıl’da yetişen dünyanın en büyük İspanyol ressamı. Tekniğinde ustalık ve görüşündeki açıklıkla realizmin kurucularından sayılır. Orta sınıftan, sıradan bir ailenin oğlu olan Velázquez 1599 yılında Sevilla’da doğdu. 24 yaşında İspanyol Sarayı’nın güçlü üyelerine takdim edilen sanatçı deneyimsizliğine karşın cam, seramik insan teni ve kumaş gibi dokulardaki büyük ustalığını sergilediği “Su Satıcısı” eseriyle herkesin dikkatini çekmeyi başarınca bir anda bütün yaşamı değişti.

Kral onu sınamaya karar verdi ve Velázquez Habsburg Hanedanı’nın garip hatlarını taşıyan IV.Pelipe’nin portresini yaparak bir kez daha kendini kanıtladı. Bu resmi çok beğenen kral genç Velázquez’i saray ressamlığına getirdi. Velázquez bunu izleyen 35 yılı kralın göz alıcı resimlerini yaparak geçirdi.

Velázquez’in Aynadaki Venüs’ü Hakkında Gerçeği Nasıl Öğreniriz?

Velázquez’in atölyesi kraliyet sarayının ortasındaydı ve Aynadaki Venüs’ü orada yapması oldukça zordu. 1648 yılında görevli olarak İtalya’ya gönderilen Velázquez’in kral için birkaç sanat eseri alıp ülkesine dönmesi bekleniyordu ama sanatçının içinde bastırılması güç duygular oluşmaya başlamıştı. Velázquez 50 yaşına yaklaşmıştı.  Kral ısrarla Velázque’ i Madrid’e çağırıyordu. Sanatçı Roma’dan ancak 3 yıl sonra ayrılabildi. Venüs’ün hangi ülkede yapıldığı belirsiz, onu ya İtalya’da ya İspanya’da yaptı ancak emin olunan bir şey var. Ressamın Roma yolculuğunda eser ilk kez kayıtlara geçirildi. Bu kayıtlar Aynadaki Venüs’ün doğum belgesi. sayılabilir. 1651 yılının Haziran ayında düzenlenen belgede Aynadaki Venüs’ün ilk sahibinin adı da yazılıydı.

Aynadaki görüntünün belirsizliği Venüs’ün hiçbir zaman çözülemeyen gizemidir. Modelin kimliğinin gizlenmesi için yüzün tekrar boyandığını düşünenler vardır. Londra’daki Ulusal Galeri’nin uzmanları kızılötesi ve röntgen ışıklarıyla inceledikleri eserin yüzünde teknik olarak herhangi bir değişiklik olmadığını söylüyor.

İspanya’da en zengin ve etkileyici resim koleksiyonu kralın dolaplarında saklıydı ve bu resimleri ülke dışından sipariş verirdi. O çağ için bir başyapıt olan Aynadaki Venüs, Velázquez’ in modelin sırtından çalışmasının olası nedeni konusunda Edinburg’da bir veri bulundu. İskoçyalı sanatçı Richard Cooper 1778’de ayrıldığı Madrid’de ünlü resimlerin kopyalarını yapmış, içlerinde Aynadaki Venüs’ün çizimi de bulunuyordu.

1808’de Napolyon İspanyayı istila etti. Çıkan savaşla birlikte Velázquez’in Venüs’ü ülkeden alınacak ve İngiltere’ye gönderilecekti. Savaş bütün yarımadaya çok büyük zarar verdi. İspanya zor durumdaydı, bu kargaşa sırasında ülkedeki sanat eserlerinin çoğu yağmalandı. Aynadaki Venüs, 80 yılını İngiltere’de kimse tarafından görülmeden geçirdi. 20. yüzyılın ekonomik sorunları yeni sahiplerinin belini bükünce Velázquez’in başyapıtı bir kez daha satışa çıkarıldı.

1905’te Aynadaki Venüs’ü satın alan sanat simsarı Egniuslar onu 45.000 pounddan satışa çıkardılar. Aynadaki Venüs 250 yıllık yaşamı boyunca ilk defa halka sergileniyordu. Bu yapıtın bir Amerikalı milyonerin eline düşmesi herkesi korkutuyordu. Ülkede herkes resmi kurtarmak için elinden geleni yapıyordu. Ülkenin sanatseverlerinden biri Aynadaki Venüs’e hayran kalmıştı, o da Kral Edward’dı. Gazeteler onun resmi yarım saatten fazla incelediğini yazdı. Majesteleri Aynadaki Venüs’ü satıştan kurtardı ve Ulusal Galeri’nin en büyük yıldızı oldu, artık herkes görüyordu ancak bunun bir de tehlikesi vardı. Çünkü o dönemde kadınlar oy hakkı istiyorlardı, ayaklanmışlardı.  Oy hakkı isteyen kadınlardan biri Marry Rircharson 1914’te Aynadaki Venüs’e elindeki baltayla saldırdı ve eseri kesmeyi başardı. Aynadaki Venüs tam 5 ölümcül darbe aldı, Marry Rircharson tutuklandı.

Ülkenin en iyi restoratörleri Aynadaki Venüs’ü onarmak için titiz bir çalışmaya başladı. Onarılan resim üç ay sonra galeriye yeniden asıldı ancak bu sefer polarize bir ışıkla korunuyordu. Aynadaki Venüs yapıldığı 17. yüzyılda yalnızca  birkaç özel konuğu tarafından görülmüştü,  şimdi herkes tarafından görülüyor.  Eser 21.yüzyılda hala gizemini korurken Velázquez, kusursuz Venüs’ü bütün güzelliğiyle zihinlerimize kazıyor.

Aynadaki Venüs Velázquez’in çizdiği çıplak kadın tabloları arasından bugüne kadar kalabilmiş ve korunabilmiş tek eseridir. Eserlerinin çoğu bugün Madrid’deki Prado Müzesi’nde sergilenmektedir.

 

 

 

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.