Böyle güzel tadı olan müzeler

Böyle Güzel Tadı olan Müzeler

Böyle güzel tadı olan müzeler. Yiyecekler giderek sergi alanlarına girdikçe restoranlar da müzelere taşınıyor. Dünya müzelerinde yemek ve sanat üzerine insanları bir araya getiren programlar oldukça yükselişte.

Müzeler, sergilenen eserlerin temalarının altını çizmek için yemek programları başlatıyor. Yemek giderek daha değerli bir kültürel geçerlilik haline geldiğinden, Amerikan müzeleri ziyaretçilerine sanatla daha iyi bağlantı kurmalarına yardımcı olmak için yemek pişirme programları hazırlamaya başladı.

Geçtiğimiz yıl, Metropolitan Sanat Müzesi’nde düzenlenen “Kudüs: 1000-1400 Cennetin Altındaki İnsanlar” sergisinde İsrailli şef ve yemek yazarı “GazzeMutfağı” kitabının da yazarı olan Yotam Ottolenghi ile 13 dersten oluşan ve altı ay süren bir “Ortaçağ Ziyafeti” yemek pişirme programı hazırladı.

Nashville’deki Görsel Sanatlar Frist Merkezi’nin Direktörü Susan H. Edwards, üç yıl önce ziyaretçiler için duyulara deneyim eklemek için yemek pişirme programları başlattıklarını söylüyor.

Böyle güzel tadı olan müzeler

Susan H. Edwards, “Müzelerin sunduğu şeylerin değişen bir yönü var. İnsanlar artık akademik bir tecrübeden çok sanatla sosyal bir karşılaşmanın daha fazlasını istiyorlar. Sanatla yemek pişirme birlikteliğinin kültürel bağları birleştirdiğini düşünüyoruz” diyor.

Pittsburgh’daki Carnegie Sanat Müzesi’ndeki toplumsal deneyimlerin yöneticisi Laura McDermit, Müzenin geçtiğimiz yıl “Ziyafet” adlı bir programla benzer bir yaklaşım izlediğini belirtiyor.

New Orleanslı şef Michael Gulotta tarafından Güneydoğu Asya ve Güneydoğu Louisiana’nın yemek geleneklerinden oluşan ilk akşam yemeği etkinliği düzenlendi. Yemeğin teması New Orleans ritüelleri ve Vietnam geleneklerinden oluşturuldu.

Bayan McDermit, geçtiğimiz yılın Kasım ayında Brezilyalı şef Ana Luiza Trajano’yı, Brezilyalı sanatçısı Hélio Oiticica’nın eserlerinden esinlenerek sekiz kurs düzenlemek üzere işe aldı. ABD’de ilk kapsamlı retrospektifi Ekim’den 2 Ocak’a kadar müzede sergilendi.

250 dolara mal olan ve 150 kişinin katıldığı etkinliğin biletleri kısa sürede tükendi. Bayan McDermit,  “Müzelerin insanlar için eksiksiz bir deneyim yaratmaya  çalışırken yiyeceklerin önemli hale geldiğini görüyoruz,” diyor. “Yemek, temel düzeyde, kendimizi sürdürmenin  yolu. Sanat ise ihtiyaçlarımızı daha yüksek seviyelerde devam etmenin yolu.”

Sanat ve insanı bir araya getiren yemek programları artıyor, kanıtlar bunu gösteriyor. İster küçük ister büyük organizasyonlar olsun, her yerdeler…

 

 

 

 

 

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.