Goya’nın bir başyapıtı: 3 Mayıs 1808

Goya’nın bir başyapıtı: 3 Mayıs 1808

Goya’nın bir başyapıtı: 3 Mayıs 1808. 30 Mart 1746′da Zaragoza yakınlarında Fuentetodos köyünde dünyaya gelen Francisco Goya’nın babası José Goya için kimi yaldızcıydı kimi de çiftçiydi der. 
Goya ilk resim denemelerini Zaragoza’da yapmıştır. Francisco Goya modern sanatın temellerini atmıştır. 200 yıldır onun resimlerine bakıyoruz.

Goya’nın bir başyapıtı: 3 Mayıs 1808

Napolyon işgali altındaki ülkesinde yaşanan acıların etkisiyle eserlerinde hayatın karanlık ve acı verici yanlarını resmetmiştir. İspanyol milliyetçiliği için bir simge yaratmakla kalmayıp konuya kökten yaklaşmıştı. Sanat tarihinde ilk defa savaş kurbanlarını ön plana çıkarıyordu. Goya 3 Mayıs 1808 resmini yaptığında 68 yaşındaydı ve sarayda baş ressam unvanıyla görev yapıyordu. Goya, 30 yıl boyunca İspanyol Kraliyet ailesini Bourbonlar’ın yüzlerini tuvallere aktardı. Başlangıçta portre çalışmalarını manzara resimlerine, tercih eden sanatkar, zamanla ilgisini kişilerin iç dünyalarına yöneltti.

Peki Goya’nın İspanyol ailesinden savaşın dehşetine geçişi nasıl oldu?

1793’de ciddi bir hastalığa yakalandı, sağır oldu. Daha kara resimler yapmaya başladı. Daha kişisel bir bakış açısı geliştirdi. İşitme duyusunu kaybetmesi onu ciddi ir ruhsal çöküntüye uğrattı. Bu durumda bir ressam kendine zarar verebilir, kulağını keser, veya intihar ederdi. Ama Goya sağır olduğunda şu sözleri söylemiş. “O kadar da kötü değil. Eserlerime yansıtabileceğim bir şey” demiş.Ve bunu fevkalade bir başarıyla gerçekleştirmiş.

İspanya 19. yüzyıl başında yeni orta sınıftan gelen siyasi değişim talepleriyle karşı karşıya kalmıştı. Tedirgin olan Kral da reformla mutlak monarşi arasında gidip geliyordu. Özgürlük ve eşitlik gibi yeni idealler şiddetli tartışmalara yol açmıştı. 1808’de Napolyon’un ordusu ispanyaya girdi ülkeyi altüst etmek için gelmişlerdi.

Napolyon dönemi bütün Avrupa ülkelerinde derin yaraların açılmasına neden olan bir dönemdi. Moskova’dan Lizbon’a kadar her yer istilaların yarattığı girdaba kapılmış, askeri facialara yol açılmış, insanların hayatı mahvolmuş, kıtlık başlamıştı. Goya ilk başta Fransızlar hakkında kararsız kalmış olmalıydı. Ne de olsa liberaldi. Fransız devriminin altında yatan birçok görüşü onaylıyor olması gerekirdi.

3 Mayıs tablosu Fransa’dan beklenen aydınlanmanın askeri zulme dönüşmesini Goya’nın gözünden anlatıyordu. Bir bakıma Goya’nın aydınlanmaya inancını kaybolduğunu görüyoruz. Resimde aydınlanmanın Madrid’e getirdiği tek şeyin insanoğlunun vahşetini daha berrak gösteren fener olduğunu söylüyor.

The third of may 1808
The third of may 1808

Peki Goya’nın tasvirini yaptığı sahneye yol açan nedenler neydi? Goya’nın resmi 3 Mayıs sabahının ilk saatlerinde görevini yerine getiren idam mangasından birini betimleniyordu. Esirler muhtemelen 14-15 kişilik gruplarlar halinde kışlalardan getirilmişti. Goya idam mangasının esirlere çok yakından ateş ettiğini gösteriyordu. Sonuçtan emin olmak istiyorlardı. Cesetler 8 gün boyunca açıkta çürümeye terk edildiler. Sonra 43 ceset toplu mezarlara gömüldüler.

Fransızların Madrid’deki egemenlikleri sürdükçe Goya’nın katliamın anısına bir şey yapması mümkün değildi. Ancak gizlice kendi savaş kaydını tutmaya başlamıştı. Bunlar savaşın yıkımları adını verdiği bir dizi gravürlerdi yaşadığı müddetçe hiç basılmadılar. Goya, ressam olarak savaşa  tanık oluyordu. Aynı zamanda savaşın kurbanıydı da .

Goya, kendi sonunu bekleyen insanların herbirini ayrı bir ifadeyle tasvir etmiş ve bu fikri de devasa 3 Mayıs tablosunda kullanmış. Napolyon’un İspanya’daki ordusu 1813’te yenildi ve Fransızlar ülkeden kovuldu. Goya’nın beklediği an buydu. Saray kral dönünceye kadar liberal bir laiklik konseyi tarafından yönetildi. Başkanı Goya’nın 30 yıldır tanıdığı bir adamdı. Goya önerisini konseye bir mektupla iletti. Konseyin cevabı  14 mart 1814’te Goya’nın ücretinin ödenmesi için hazineye talimat vermesi oldu. Resimlerin VII. Ferdinand’ın Madrid’e dönmesine kadar bitirmesi gerekiyordu ve sadece 2 ayı vardı.

Bütün deliller Goya’nın gayet hızlı çalıştığını gösteriyor. Röntgenler nasıl çalıştığını ortaya çıkarıyor. Beyaz gömlek paralel ve çapraz taramalardan, öfkeli fırça darbelerinden ortaya çıkmış. Resim kendiliğinden ortaya çıkmış gibi görünüyor. Goya ilk kompozisyonu üzerinde çok önemli bir değişiklik yapmamış. Çalışma hızı yüzeyde de kendini gösteriyor. Yeşil ve kahverengi fırça darbeleri süratle birbiri üzerine uygulanmış, böylece adamın arkasındaki tepeye tuhaf gerçekdışı bir ışık yansımış.

Tuvali aydınlatan tek figür beyaz gömlekli adam. Resim beyaz gömlekli adamla, onu vurmak üzere olan askerlerle olan gerilim etrafında döner. Fransız askerlerinin hiçbiri birey olarak gösterilmemiş, asker makinedir. Goya da bütün askerleri makineleştirmiştir. Bu korkunç görevi yapabilmeleri için kendilerini küçük makinelere dönüştüklerini anlatır.

İdam mangasının resmedildiği mekanik düzen boya katmanlarının altında da devam ediyor. Prado müzesinin röntgen ışınları Goya’nın Fransız askerlerinin elindeki tüfekleri sivri bir araçla belki de fırçasının tersiyle çizdiğini ortaya koyuyor.

Resim gerçek durumu anlatan birçok detayla dolu. Örneğin hava şartları asiler ince giysiler içinde. Bir rahip gözünü yere dikmiş ellerini kenetleniş, esirlerden biri yumruğunu sıkmış peki bu adsız kahramanlar kim? Madrid Belediye arşivlerinde bazı ipuçları var. Kurbanların yakınları idareye mektup yazarak tazminat talebinde bulunmuş. Böylece ölenlerin öyküleri kayıtlara geçmiş. Kurşuna dizilenler arasında 2 polis, 6 işçi, 2 saray bahçıvanı ve 1 katip vardı.

Hepsi sıradan insanlardı. Goya merkezdeki figüre Hz. İsa’nın ellerindeki yara izlerini bile yapmış. Merkezdeki figürün insanüstü bir boyutu var, aslında diz çökmüş ayağa kalksa botu askerlerinkinden çok daha büyük olacak.

3 Mayıs Goya’nın çağdaşlarının yaptığı tarihi resimlerinden çok farklı. Goya tuvali boşaltmış. Resmin büyük bir bölümü boşluktan oluşuyor. Cansız kasvetli, hatta sıkıcı diyebileceğiz boşluk. Resime hareket katan tek şey renk. Goya’nın üslubu halk arasında elden ele dolaşan gravürleri andırıyor.

Goya aşırı uçları seviyor hatta uçların ötesine geçiyordu. Kara resimlerinde ve 3 Mayıs tablosunda tasvir olaylar gerçeğin önüne geçiyor. Hastalıklı bir dünyaya adım atıyordu. Onun kadar ileri giden olmadı.

Francisco de Goya’nın sanatsal çizgisini takip eden çıkmadı ancak sonraki yüzyılda pek çok sanatçı, özellikle Picasso kendisinden ilham aldığını itiraf etti.  Geride beş yüze yakın yağlı boya tablo ve fresko, üç yüz kadar litograf ve yüzlerce çizim bırakmıştır.

 

 

 

 

4 thoughts on “Goya’nın bir başyapıtı: 3 Mayıs 1808

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.