Venedik’te hiç bir Carlo Goldoni gördünüz mü?

Dünya bir sahneyse bu şehir o sahnenin son perdesi. Yaşam sahnesinden roller dağıtıyor. Bu adanın üzerindeki 400 köprü yaşam sahnesinde karşılaşanları birbirine bağlıyor adeta. Ne yeryüzünde ne de denizde olan ama ikisinin ortasından replikler fısıldayan bir kent.

Napolyon Bonapart “Avrupanın en güzel salonu” dediği Bizans mimarisinden örnekler taşıyan yapıları, başınızdan bir an olsun eksilmeyen güvercinleriyle 13. yüzyıl’dan bugüne güzelliğinden hiçbir şey kaybetmemiş evrensel mirasımız Venedik.

Venedik’te hiç bir Carlo Goldoni gördünüz mü?

Bir resim kadar güzel Venedik, maskesiz maskeler şehri her bir maskesinin hikayesi hayattan bir rol çalıyor. İçinden onlarla sanatçı, tiyatrocu, oyuncu, oyun yazar geçmiş bir kent. Bir de tabii ki Carlo Goldoni’ye ev sahipliği yapmış bir kent.

Zamanının Rönesans’ını yapmış İtalyan tiyatrosunun medarı iftiharı. Carlo Goldoni, 1707 yılında bir hekimin oğlu olarak hayata geldi. Küçük yaşta tiyatroyla ilgilenmesinin babasının geniş kütüphanesindeki tiyatro kitaplarının etkisi yadsınamazdı. Babası onu Riminili meşhur düşünür Caldini’nin yanına eğitime verdi. Bir süre burada eğitimine devam eden Carlo pek mutlu değildi.

Commedia dell’arte oyunlarındaki maskeli, kalıplaşmış tiplerin yerine daha gerçekçi karakterler; gevşek yapılı, çoğu zaman yinelemelerle dolu kurgunu yerine, sıkı dokulu olay örgüleri ve sonu önceden kestirilebilen farsın yerine de neşeli ve kendiliğinden gelişmeye açık bir hava getirmiştir. Bu yenilikler nedeniyle Goldoni, İtalyan gerçekçi komedisinin kurucusu sayılır.

Henüz 14 yaşındaydı, kendi kararlarını kendi verebilecek karakterdeydi. Tek bir ideali vardı ve o da tiyatroydu. İlk fırsat bulduğunda hayallerinin peşinden gitmeye karar verdi. Soluğu Venedik’te aldı.

Carlo Goldoni’nin kibirli ve kendini beğenmiş bir tarzı olduğu biliniyor. Carlo gönlünü tiyatroya verdi ama eğitimini de yarım bırakmak istemedi.

Papalığa ait yüksek okula kaydını yaptırdı. Molière’e  hayrandı, onu okuyabilmek için Fransızca öğrendi. Yavaş yavaş kendi beğenileri ortaya çıkıyordu. Kitapları sadece okumuyor, aynı zamanda eleştiriyordu.

Kentin soylu hanımlarını konu alan bir yergi yazdığı için, Pavia’daki Ghislieri Yüksekokulu’ndan atıldı. Çok genç yaşında yazdıkları çoğu kesim tarafından pek beğenilmiyordu. Gönülsüzce hukuk okumaya başladı. Modeno Üniversitesi’nden diplomasını alıp staj yapmaya başladı.

İtalya’da dolaştığı sıralarda tanıştığı yönetmen Medemak, tiyatrosunda çalışmak için Goldoni’yi işe aldı.

Yazdığı ilk metin Amale Sunta adında bir tragedya ama tam bir hayalkırıklığı oldu. Eleştirmenler onun adam olamayacağını söylüyordu. Operanın yönetmeni Kont Prata bu eserin Aristo kurallarına göre yazıldığını ancak İtalyan dramasına uymadığını söyledi, deyim yerindeyse kapıyı gösterdi. Ona göre bu oyunu sadece Fransızlar beğenebilirdi. O vazgeçebilecek bir karakter değildi, hemen komediye yöneldi.

Carlo_Goldoni

Goldoni,  İtalyan tiyatrosunda bir Rönesansa imza atarak komedi geleneğine yeni bir uslüb kazandırmıştı. İtalyan tiyatrosunda bir çığır açmak üzereydi. Önce İtalyan tiyatrosunda maskeli karakterleri tümüyle kaldırdı ve 16 yeni komedi yazacağını söyledi.

O güne kadar daha çok doğaçlama yapılan İtalyan tiyatrosunda Goldoni yazdığı oyunlarla tiyatroya yeni bir soluk getirdi. Tiyatro için oturup metin yazmaya başladı. Bu Venedik seyircisi için yepyeni ve keyifli bir şey idi. İlk yazdığı oyunu tek bir alkış almayan Goldoni artık ayakta alkışlanıyordu.

O dönemde Venedik’te 300 bin insanın yaşadığı bu sanat kentinde her akşam 50 tiyatronun perde açması müthiş bir rakamdı. Goldoni İtalyan komedi sanat tarzından hızla kopuyor ve tiyatroyu da daha bilimsel bir sanata dönüştürüyordu. Artık oyunlar metinlerle sahneleniyordu.

İtalyanların o hafif o umursamaz neşeli hayat dolu hallerini daha sonra La dolce vita adını alacak durumu belki tiyatro sahnesinde gösteren ilk isim oldu. Goldoni, İtalyanlar tarafından dramatik sanatı en mükemmel boyuta taşıyan sanatçı olarak tarihe geçti.

Venedik kentinin kendi bir oyun sahnesi. Her şeyi özenle yapılmış bir dekor,  film platosu. Venedik her sene gelen 20 milyonu aşkın ziyaretçisiyle sahnesinden roller vermeye devam ediyor.

Gondollar ve vapurettolar bu yaşam ırmağında sessizce yolculuk ederken geçmişe bir ağıt niteliğindeki kimi zaman hüzünlü olan bu kent mağrur bir şekilde gelenleri ağırlıyor.

Sular yükseliyor, alçalıyor yıllar geçiyor labirent sokakları sayesinde kendini asla ele geçirtmemiş bu kent tiyatroyu özgürleştirmiş Goldoni ile özgürce salınıyor yeryüzünde. Venedik hayatın en güzel güzel zamanını temsil ediyor çünkü zaman burada durmuş.

Venedik’te gondolların birer nota gibi dizildiği kanallar, Venedik’in unutulmaz sesi, burası insanlık tarihimizin en nadide kenti.

Son yıllarını Fransa’da geçiren Goldoni Versay Sarayı’nın kendisine bağladığı maaşı kesince büyük bir yalnızlığa ve yoksulluğa gömüldü. Yaşlı yazar kördü, İtalyan tiyatrosunda bir Rönasans yaratan Goldoni 1493 yılında Paris’te öldüğünde ailesine anlı şanlı adı dışında hiçbir şey bırakmamıştı ama bu Goldoni’nin paradan çok daha değerli şeyler bıraktığının bir göstergesiydi.

  1. yüzyıl’da bir devrim yaratan Goldoni tabuları yıktı. Yaptığı yenilikler de 200 yılda klasik oldu gitti.

1 thought on “Venedik’te hiç bir Carlo Goldoni gördünüz mü?

    Recep Altun

    (19/03/2015 - 06:43)

    Merhabalar.

    Hala günümüzde bile sanata ve sanatçıya gereken değer verilmiyor ve hak ettiği saygı gösterilmiyor.

    “…İtalyan tiyatrosunda bir Rönasans yaratan Goldoni 1493 yılında Paris’te öldüğünde ailesine anlı şanlı adı dışında hiçbir şey bırakmamıştı ama bu Goldoni’nin paradan çok daha değerli şeyler bıraktığının bir göstergesiydi. …”

    Paylaşımınızdan aldığım bu paragraf da bunun ispatı değil midir?..

    Selam ve dualarımla birlikte en Güzel’e emanet olun efendim, saygılarımla.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.